Karaciğer Sirozu

SİROZ
Siroz, kronik karaciğer hastalığı zemininde organın sertleşerek küçülmesi ve üzerinde irili ufaklı nodüllerin (şişliklerin) oluşmasına verilen addır. Karaciğer sirozu, kanamalar, sarılık, karında su toplanması (asit), enfeksiyon ve toksik atıkların birikmesi ile koma gelişimi gibi ölümcül sonuçlara yol açabilir.

Sirozda karaciğer geri dönülmez şekilde hasarlandığı için  siroz hastalarının tedavisindeki esas, gelişebilecek komplikasyonların önlenmesidir. Komplikasyonlar gelişmiş, ilerlemiş siroz hastalarında hayat kurtarıcı tek seçenek, hastalıklı karaciğerin alınıp yerine sağlıklı bir karaciğeri nakletmektir. Ancak bu şekilde yapılan bir organ nakli ile hastanın hayatı kurtarılabilir.


SİROZUN KOMPLİKASYONLARI

ASİT: Karın boşluğunda sıvı toplanması (asit) karaciğer yetmezliğinin en sık karşılaşılan komplikasyonudur. Karaciğer vücudumuzdaki pek çok maddeyi taşıyan, suyun damar içerisinde durmasını sağlayan albumini üretir. Böylece vücudumuzda ödem denilen şişliklerin oluşmasını engeller. Karaciğer yetmezliğine bağlı albumin yapımı azalır, ve kandaki düzeyi belirli bir seviyenin altına düşerse vücutta ödem ve karın boşluğunda sıvı toplanması olabilir. Hatta bu sıvı akciğer boşluğunda bile toplanarak (hepatodidrotoraks) ciddi solunum sıkıntısı yaratabilir. Tuzsuz diyet ve diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar ile kontrol edilmeye çalışılır, gerekli hallerde karından su alınabilir (parasentez). Bu durumlarda sıklıkla hastaneye yatırılarak albumin takviyesi gerekebilir. Asit gelişen hastalarda bu sıvının enfekte olması sonucu peritonit denilen çok ciddi karın zarı enfeksiyonu gelişebilir.
 

SARILIK: Alyuvarlar dediğimiz kan hücreleri normal ömrünü tamamlayıp parçalandığında, açığa çıkan ve atılması gerekli maddeleri, karaciğer vücudumuzdan uzaklaştırır. Bu maddelerin son ürünü olan bilirubin, vücudumuzdan atılamaz ve kanda birikirse sarılık ortaya çıkar. Karaciğer hastalıklarında sarılık olmasının nedeni kandaki yükselmiş bilirubin düzeyidir.
 

ANSEFALOPATİ: Aldığımız pek çok ilacın kullanılabilmesi ve kullanıldıktan sonra vücudumuzdan atılabilmesi için karaciğerde işleme tabi tutulması gereklidir. Yine vücudumuzun normal çalışması sırasında açığa çıkan veya sindirim kanalı ile gelen pek çok zararlı maddenin ortadan kaldırılması (detoksifikasyon) karaciğerimizin her günkü işleri arasındadır. Bu işlerini yapamaz ise zararlı maddeler kanda birikir. Beynimize, böbreklerimize, kalbimize ve daha pek çok organımıza zarar verir. Çok çeşitli toksik maddelerin (özellikle amonyak) beyne olan etkisi ile hepatik ansefalopati (karaciğer kökenli beyin bozukluğu) denilen tablo oluşabilir ve hasta bilinç kaybı ile komaya girebilir.
 

PORTAL HİPERTANSİYON: Karaciğer sirozu organın küçülmesi ve sertleşmesi sonucu karaciğerde kan akımına karşı direnç olur ve karaciğere gelen kan geri dönerek karaciğer gerisinde göllenmeye ve başka yollar bulmaya başlar. Bu tabloya portal hipertansiyon denir ve bunun sonucunda dalak büyümesi (hipersplenizm) ve özefagus varisleri (yemek borusu varisleri) oluşur. Bu varislerden olacak kanamalar hayatı tehdit edecek düzeyde olabilir. Dalak büyümesi sonucu kan hücleri daha fazla yıkılır ve belirgin olarak trombosit sayısındaki düşüklük (trombositopeni) kanamalara zemin hazırlar. Karaciğerin pıhtılaşma faktörlerini sentezlemesindeki eksiklik de bunlarla birleştiğinde kanamaların ciddiyeti artar.
 

HEPATORENAL SENDROM: Karaciğer yetmezliği olan hastalarda vücuttaki sıvı- elektrolit dengesi de bozulduğundan böbrek damarlarındaki kasılma (vazokonstriksiyon) sonucu böbrek kan akımı azalarak böbrek yetmezliği de gelişebilir. Bu tabloya hepatorenal sendrom adı verilir ve sirozun en ölümcül komlikasyonlarından biridir.
 

KARACİĞER KANSERİ: Hepatoselüler kanser (HSK) adı verilen karaciğer kanseri sirozlu hastalarda sık gelişir ve önemli bir karaciğer nakli sebebidir. Sirozlu hastalarda karaciğer fonksiyonları yerinde olsa bile kanser gelişimi olabilir ve uygun görüntüleme yöntemleri ile bu olasılığı ekarte etmek için sık tarama yapılmalıdır. Son dönem karaciğer yetmezliği gelişen hastaların ortalama 1 yıllık yaşam şansları %50 düzeyindedir ve gelişen komplikasyonlar ile bu oran daha da aşağıya inebilir. Hastalara ne kadar kötü durumda nakil yapılırsa yaşam sürelerinin o kadar kısaldığı ve ameliyat sonrası döneminde o denli zorlu geçtiği gösterilmiştir. Bu nedenle uygun zamanlama ve uygun hasta seçimi yüz güldürücü sonuçlar elde etmede daha fazla önem kazanmaktadır.